22 Eylül 2011
Resmi gazetede henüz yayınlanan ve sessiz sedasız çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname ile 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri yeniden düzenlenmiştir. Eski kanunun Ek 3 bölümünde yer alan “İlk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi dersleri dışında, Kuranı Kerim ve mealini öğrenmek, hafızlık yapmak ve dini bilgiler almak isteyenlerden ilköğretimi bitirenler için, Diyanet İşleri Başkanlığı’nca Kuran kursları açılır.
Bu kurslardaki din eğitim ve öğrenimi kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır. Ayrıca ilköğretimin 5. sınıfını bitirenler için tatillerde ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetim ve gözetiminde yaz Kuran kursları açılır.” biçiminde ifade edilen ve Kuran kursuna başlayacak çocuklar için bir yaş sınırı tanımlayan paragraf ortadan kaldırılmıştır.
Geçtiğimiz aylarda da devlet bakanı Bekir Bozdağ’ın Kuran kurslarını 12 yaş ile sınırlamanın insan haklarına aykırı olduğuna ilişkin açıklamaları dikkatleri konunun üzerine çekmişti. Ülkemizde çocuklara kreş olanakları ve okul öncesi eğitim yeterli oranda ve nitelikli koşullarda ulaştırılmazken; çocukların boş zamanlarını geçirecekleri, kendilerini özgürce geliştirebilecekleri olanakların yokluğu ortadayken, onların çok erken yaşta, pedagojik nitelikleri oldukça şüpheli olan Kuran kurslarına gönderilmelerinin önünü açan bu uygulamanın sorgulanması gerektiğini düşünüyoruz. Çocukların din eğitimini hangi yaşta ve hangi yöntemlerle, kimlerden alması gerektiğinin pedagojik olarak sağlıklı olduğuna dair devlet, bilimsel bir araştırma ve kritere sahip değilken doğrudan yaş sınırının kaldırılıp bu durumun bir özgürlük olarak tanımlanmasını doğru bulmuyoruz. Alevi yurttaşlarımızın zorunlu din derslerinin kaldırılmasına ilişkin taleplerinin ise neden bu özgürlük anlayışında yer bulamadığı halen cevaplanmamış bir soru olarak varlığını korumaktadır.
Çocuk yoksulluğunun OECD ortalamasının iki katı yani %25’lerde ölçüldüğü ülkemizde, devletin öncelikli sorumluluğu; çocukların nitelikli, parasız, bilimsel eğitim almalarını sağlamaktır. Ayrıca çocukların kendilerini özgürce geliştirecekleri nitelikli ve parasız sağlık hizmetine, yeterli beslenme olanaklarına sağlıklı olarak ulaşmalarının koşulları yaratılmalıdır. Çocuklar, ancak böyle bir ortamda kendi düşün ve inanç sistemlerini özgürce belirleyebilecek yaşa geleceklerdir. Bu durumda AKP’nin bu gibi değişiklikleri uzman kişilere ve konunun muhataplarına danışmadan, Kanun Hükmünde Kararnameler ile düzenleyerek gerçekleştirmesini kabul etmediğimizi, bu tutumun meşru ve haklı tepkilerimizin önüne geçemeyeceğini belirtiyoruz.























